"Enter"a basıp içeriğe geçin

GQ: Sessizliği Duymak

Artık bir dergide köşe yazarıyım. GQ beni kadrosuna aldı ve köşeme de Gezegen B Yok adını verdik. Artık aylık yazılarımı burada yayınlayabileceğim. İlk yazım aşağıdaki gibi.

Türkiye’nin en genç iklim aktivisti Atlas Sarrafoğlu, ‘Gezegen B Yok’ köşesiyle GQ Türkiye’de!

Dışarısı neden bu kadar sessiz?

Hava neden bu kadar temiz?

Deniz neden bu kadar berrak?

Arabalar nerede?

Fabrika bacaları neden dumansız?

Uçaklar neden hareket etmiyor?

Tüfekli avcılar daha önce hiç bu kadar uzun süre saklanmamıştı.

Bir kuş ya da geyik olsam, sanırım bu soruları sorardım kendime.

Daha önce hayatımda görmediğim şeyler konusunda biraz korkardım ama yine de kendimi en özgür hissettiğim zamanlarını keyfini çıkarırdım.

Sonra, “Daha önce neden böyle değildi?” diye düşünürdüm.

Doğal olan bu mu? Gerçek yaşam bu mu?

Ama ben bir geyik değilim. Kuş da değilim. Venedik kanallarında serserilik yapan bir yunus da değilim.

Merhaba ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşındayım, iklim aktivistiyim ve bu dünyaya bir homosapiens olarak geldim.

Geyiklerin, kuşların hatta belki de ağaçların ve diğer bitkilerin bu şekilde düşünmesinin sebebi olan insanlardan biriyim.

İnsanlar birçok canlı türünün zor şekillerde yaşamasına yol açıyor. Nesiller tükeniyor, yaşam alanları yok oluyor. İnsanlar ayrıca kendilerini de açlığa, savaşlara ve felaketlere sürüklüyor.

Peki ama neden?

Neden böyle yapıyoruz?

Neden böyle yaptığımızın farkına varmıyoruz?

Neden kendimizden başka türleri düşünmüyoruz?

Neden kendimizden başkasını düşünmüyoruz?

12 yaşındayım ama aklımda 12’den fazla soru var.

Yine de fazla uzatmamak için size burada bu soruların dokuzunu yazdım.

“Neden dokuz” sorusunun cevabını dokuz ay sonra cevaplayacağım (hepimiz gibi 🙂

İlk sorumun cevabını veriyorum:

Dışarısı aslında sessiz değil.

Sadece, Covid-19 salgını yüzünden evlerimizde kaldığımız için her zamankinden daha az gürültü çıkarıyoruz. “Evinde kal!” çağrısına uyduğumuz için dünyanın gerçek sahiplerinin sesi çoğalıyor. Kuşların ötüşünü daha net duyuyoruz. Rüzgârın uğultusu, yaprakların kımıldaması, kedilerin korkmadan miyavlaması kendini daha çok belli ediyor.

“Evinde kal!” çağrısına uyup dışarı çıkmadığımız için, hava kirliliği azalıyor, nehirler, denizler, okyanuslar temizleniyor, bütün canlılar rahat bir nefes alıyor. Hatta insanlar da rahat bir nefes alıyor.

Bilim insanları hava kirliliğinin koronavirüs ölümlerini 20 kat artırdığını söylüyor. Ayrıca Harvard Üniversitesinde yapılan yeni bir araştırmaya göre, hava kirliliğinin yol açtığı ölümlerin Covid-19’dan gözle görülür şekilde fazla olduğu açıklanıyor.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) araştırmasında, son 40 yılda yabani hayatın yarısına yakınının yok olduğu ortaya çıkıyor. Aşırı avlanma, kirlilik, iklim değişikliği gibi doğal olmayan şeyler yüzünden.

Düşünsenize, önümüzdeki 40 yıl için insan nüfusunun yarısından çoğunun bir virüs yüzünden yok olabileceğini. Yani toplamda 2.9 milyar kişinin, yılda 600 bin kişinin virüs gibi doğal olmayan sebeplerden ötürü ölmesi ihtimalini bir düşünün.

Türümüze zarar veren bu virüsü durdurabiliriz. Bütün türlere zarar veren iklim değişikliğini de durdurabiliriz.

Sorunun çözümü ise duyduklarımız üzerine düşünmek ile başlıyor olabilir. Mesela dışarıdaki sessizliği duyuyoruz. Sessizliği bozan ambulans sirenlerini de.

Ambulansların sirenleri neden çalıyor?

Yaban hayat niye böyle hızla yok oluyor?

Hava neden bu kadar kirliydi?

Amazon ormanları nasıl böyle yanabiliyor?

Avustralya’daki koalalar neden kavrularak ölüyor?

Tamam kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için evimizde kalıyoruz da, hepimize ev sahipliği yapan dünya yanıyorken kendi evimizde daha ne kadar yaşayabiliriz?

Önümüzdeki sayıya kadar bu sorunun cevabını düşüneceğim. Yardımcı olmak ya önerinde bulunmak için bana yazabilirsiniz.

Görüşmek üzere…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir