"Enter"a basıp içeriğe geçin

Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi ve Küresel İklim Grevi

AGOS’tan İREN BIÇAKÇI-RUDİ SAYAT PULATYAN’nın yazısı:

BM İklim Zirvesi hayal kırıklığı yaratırken Türkiye’de sosyal medya Greta Thunberg’e “taktı”. Küresel İklim Grevi ise umut vericiydi.

İklim için okul grevlerini başlatan Greta Thunberg, dünyanın dört bir tarafındaki hükümetler, içinde bulunduğumuz iklim krizi karşısında üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği için bu yıl eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. İklim krizinin, gerektiği gibi ciddiye alınması ve acilen harekete geçilmesi için böyle bir karar alan Greta, Ağustos ayında, karar alıcılar ile doğrudan görüşebilmek ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi’ne katılmak için New York’a seyahat etti. Yüksek karbon emisyonu üretmesi nedeniyle uçak kullanmayı reddeden Greta, sıfır karbon salınımı yapan ve dalgalardan elde ettiği enerji ile yol alan Malizia II isimli yelkenli  ile 14 Ağustos günü, İngiltere’nin Plymouth şehrinden yola çıktı. Açık denizde geçirdiği 15 günün ardından 29 Ağustos günü New York şehrine ulaştı ve 20 Eylül küresel iklim grevinde, 250 bin kişi ile birlikte New York sokaklarında iklim adaleti talep etti.

Milyonlarca kişinin iklim krizine karşı daha somut adımlar atılması talebiyle sokaklara çıktığı 20 Eylül’den üç gün sonra gerçekleşen iklim zirvesinde ise dünyanın dört bir tarafından New York’a gelen siyasi liderlerin oldukça basit bir soruya cevap vermeleri gerekiyordu: İklim krizi karşısında planınız nedir? 
Bu liderlerin büyük bir kısmı, iklim değişikliğinin ciddiyetini kabul etmelerine rağmen, iklim krizinin önümüzdeki yıllarda yol açacağı felaketleri önlemek için ivedilikle yapılması gereken yapısal dönüşümleri yerine getirme taahhüdünde bulunmadı. Zirvede, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşılması, fosil yakıt sübvansiyonlarının kesilmesi ve kömürlü termik santral inşaatlarının durdurulması gibi bir takım taahhütlerin verilmesi beklenirken; verilen sözlerin, tek kullanımlık plastiğin üç yıl içinde yasaklanması (Yunanistan), daha çok ağaç dikilmesi (Pakistan) ve bisiklet yollarının dört katına çıkarılması (Türkiye) seviyesinde kalması, bu buluşmayı takip eden herkeste büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Zirveden, çeşitli ülkeler tarafından verilen bir takım ‘naif’ sözlerin ötesinde, gezegendeki karbon salınımının radikal bir şekilde düşmesini sağlayacak bir yol haritası çıkmaması üzerine, 16 yaşındaki İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, zirveye katılan liderleri sarf ettikleri “boş laflar” için suçlayan oldukça güçlü bir konuşma yaptı:
“Bütün bunlar yanlış. Ben burada dikiliyor olmamalıydım. Okyanusun öteki tarafındaki okuluma dönmüş olmalıydım. Yine de hepiniz benden umut bekliyorsunuz? Nasıl cüret edersiniz!
Boş sözlerinizle benim hayallerimi ve çocukluğumu çaldınız. Ama buna rağmen şanslılardanım. İnsanlar acı çekiyor. İnsanlar ölüyor.  Bütün ekosistem çöküyor. Kitlesel bir yokoluşun başlangıcındayız. Ve bütün konuştuğunuz para ve ekonomik büyüme masalları.  Nasıl cüret edersiniz?
Bilim 30 yıldan fazla süredir kristal kadar net. Hala yüzünüzü çevirmeye ve hala politikalarınız ve çözümler hiçbir yere varmazken yeteri kadarını yaptığınızı söylemeye nasıl cüret edersiniz. 
(…)
Bizi hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Fakat gençler ihanetinizi anlamaya başladı. Gelecek nesillerin gözleri sizin üzerinizde. 
Eğer bizi başarısızlığa uğratmayı seçerseniz, sizi asla affetmeyeceğimizi söylüyorum. Bundan kurtulmanıza izin vermeyeceğiz. Tam burada, tam şu an çizgiyi çizdiğimiz yer. Dünya uyanıyor. Ve değişmek istiyor, beğenin ya da beğenmeyin.”

Neden Türkiye var ABD yok?

Greta Thunberg, yaptığı konuşmanın yanı sıra,  BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygun hareket etmedikleri gerekçesiyle Fransa, Almanya, Brezilya, Arjantin ve Türkiye’yi BM’ye şikayet etti. Şikayet edilenler arasında küresel karbon emisyonlarının neredeyse yarısına neden olan Çin ve ABD’nin olmayışı ise Türkiye’de, özellikle sosyal medya üzerinden Greta’ya yönelik bir linç kampanyasına dönüştü. Oysa  bu ülkeler, yukarıda bahsi geçen sözleşmenin imzacısı olmadıkları için şikayet edilemediler. Kaldı ki, küresel karbon salınımlarının %1’inden sorumlu olan Türkiye’nin de iklim değişikliğindeki rolü azımsanamayacak bir seviyede. 212 ülke arasında en çok karbon salınımı yapan 15’inci ülke konumundaki Türkiye’nin, karbon salınımını azaltmak yerine 2023 yılına kadar kömürlü termik santrallerini ciddi oranda arttırmayı planlaması hepimiz adına utanç verici.
Bununla birlikte Türkiye’nin, 2015 yılında hazırlanan ve iklim değişikliğini durdurmak için seragazı emisyonlarının sınırlandırılmasını öneren Paris İklim Anlaşması’nı hala parlamentodan geçirmemiş olması oldukça ciddi bir sorun. Krizin öngörülemez boyutları karşısında bu anlaşmanın bile artık yetersiz kaldığı tartışılırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirvede yaptığı konuşmasında bu anlaşmaya ve yapısal reformlara değinmeyip daha çok metro hattı ve daha fazla bisiklet yolu gibi projelerin üzerinde durması beklentileri karşılamadı. Rusya’nın Paris İklim Anlaşması’nı onaylayacağını duyurmasının ardından Türkiye’den benzer bir açıklama beklenirken bunun gelmemesi Türkiye’yi, G20 ülkeleri arasından bu sözleşmeyi hala yürürlüğe geçirmemiş tek ülke konumuna düşürdü.

20 Eylül Küresel İklim Grevi

Şimdiye kadar düzenlenen iklim grevlerinin en büyüğü, Gelecek için Cumalar’ın [Fridays for Future] çağrısıyla, tüm dünyada eş zamanlı olarak 20 Eylül Cuma günü gerçekleşti. Filipinler’den, Faroe Adaları’na, yaklaşık 185 ülke ve 6000 noktada gerçekleşen iklim grevlerine katılan milyonlarca çocuk, genç ve erişkin iklim krizine karşı hükümetlerin somut adımlar atmasını talep etti. Güney Afrika’da 10 bin, New York’ta 250 bin, Avustralya’da 330 bin, Almanya’da 1.4 milyon kişinin katıldığı iklim grevinde toplam katılımın 4 milyonun üzerine çıkması oldukça umut vericiydi.
Türkiye’de ise Gelecek için Cuma’lar ve Sıfır Gelecek kampanyasının çağırıcısı olduğu  iklim grevleri, İstanbul’dan Hatay’a toplamda yirmiden fazla şehirde; 10 bini sokaklarda 40 bini ise okullarda olmak üzere yaklaşık 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti. Bu grevlerin en kalabalığı, hiç durmayan sağanak yağışa rağmen yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı İstanbul’daki grevdi. ‘’Bilimin Arkasında Birleş!’’ ve ‘’İklim İçin Birleş’’ pankartları ve renkli dövizler eşliğinde Rıhtım meydanında toplanan binlerce kişi verilen mücadeleyi kamusal alana taşıyarak karar alıcıların bir an önce harekete geçmesini talep etti. Basın açıklamasını ise, Türkiye’deki iklim için okul grevlerinin ilk çağrısını yapan Atlas Sarrafoğlu, Gelecek İçin Cumalar adına okudu: 
“…
Keyif aldığımız için okulu kırmıyoruz.
Bunu okula gitmemek için yapsaydık.
Pazartesi sendromu yaşamamak için pazartesi yapardık.
… 
Gezegenimiz yanıyor.
Birçok şehir sular altında kalıyor.
Buzullar yok oluyor. 
Kuzey kutbundaki ormanlar alev alev.
İnsanlar evlerini terk ediyor.
Türlerin nesli tükeniyor.

Bana yardım etmelisiniz.
Kimyasal kirliliği durdurmak konusunda bana yardım etmelisiniz.
İklim krizini durdurmam konusunda bana yardım etmelisiniz.
Bize yardım etmek için önce bizi desteklemelisiniz.
Sonra bizimle aynı şeyi söylemelisiniz.
Bilimin arkasında birleşelim. Formül bu.” 

Basın açıklamasının ardından çeşitli sloganlar eşliğinde binlerce kişi Yoğurtçu Parkı’na doğru yürüdü. Karbon salınımının sıfırlanması için 11 yılın kaldığını vurgulamak için 11’den geriye doğru sayan iklim aktivistlerinin, ‘karbon sıfır, karbon sıfır’ diye bağırması en ilgi çekici sloganlardandı. Bununla birlikte, “Biz biz biz, bir aradayız, birlikte iklimi savunacağız.”, “Şirketleri değil gezegeni kurtar!” gibi sloganlar eşliğinde yağmur çamur demeden yürüyen binlerce insan daha sonra Sıfır Gelecek kampanyasının düzenlediği iklim festivaline katıldı. Açılış konuşmalarını genç iklim aktivistlerinden Selin Gören ve Atlas Sarrafoğlu’nun yaptığı festivalde, Kadıköy Belediye Başkanı, DİSK Genel Başkanı ve Birleşik Metal İş temsilcileri iklim krizine karşı verilen mücadeleyi büyütecekleri sözünü verdiler. 2019 yılı Vicdan Elçisi Ödülü’nü, Greta Thunberg ve Fridays for Future hareketine verdiğini ilan eden Uluslararası Af Örgütü, sahnede Fridays for Future adına Türkiye’de harekete geçen genç iklim aktivistlerine ödülü verdi. Konuşmaların ardından başlayan konserlerde Barlas Tan Özemek, Güz Kumpanyası, Nilipek., Pınar Keleş, Gülinler feat Aslan, Banu Kanıbelli, Teneke Trampet sahne aldı. Greve katılan sanatçılardan Metin Türkcan, Kalben ve Leman Sam da sahneye çıkarak iklim grevlerini desteklediklerini açıkladılar. Sanatçıların performansları arasında ise sahneye farklı ilkokul ve liselerden greve katılan çocuklar çıkarak konuşmalar yaptılar. Getronagan Lisesi öğrencisi Maria Demirci, konuşmasında “Yaklaşık 11 sene içerisinde elimizden geleni, hatta daha fazlasını yapmalıyız. İnsanların suçu olan bu krizle milyonlarca masum canlıyı bizimle birlikte ölüme sürüklemeye hakkımız yok!” dedi.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir