"Enter"a basıp içeriğe geçin

Atlas Sarrafoğlu: Bize Bıraktığınız Miras Kabul Edilemez

25 Kasım 2020 Tuba Kiraz’ın PlumeMag’de yayınlanan yazısı

Bundan 2 sene önce 11 yaşında bir çocuk tanıdık. O, ne Harvard’a kabul edilen bir süper zeka ne de oynadığı futbol dolayısıyla bir genç yetenek olarak anıldı. Gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkarken kendi yaptığı çizgi romanların güzelliğinden bahsedilmedi. Yalnızca bir cuma günü okula gitmeyen sıradan bir çocuktu o… Fakat amacı ve vermek istediği mesaj çok büyüktü. 

Atlas Sarrafoğlu ismini ilk duyduğumuzda elinde bir pankartla bir parkta duruyordu. Ne söylediğini duyalım diye her hafta o parka gitmeye devam etti. Tıpkı aynı amaç uğruna iklim grevlerine başlayan Greta Thunberg gibi…

Şimdi adının yanında her zaman taşıdığı bir unvanı var: İklim aktivisti. Hayatın koşuşturmacası içerisinde belki de hiç düşünmediğimiz şeyleri durup düşünmemiz için pankartını taşımaya, konuşmaya ve ne kadar az zamanımız kaldığını bize hatırlatmaya çalışıyor.

Biz de onun bu mücadelesinde yanında olmak ve sesini daha fazla duyurmak için merak ettiklerimizi Atlas’a sorduk. İşte PlumeMag’in merak ettikleri ve genç iklim aktivisti Atlas Sarrafoğlu tarafından verilen cevaplar…

“Grev nasıl yapılır onu bile bilmiyordum.“

atlas sarrafoğlu röportajı

Merhaba Atlas, Türkiye’de iklim grevi denildiğinde ilk akla gelen isim sensin. Bu konuda nasıl hissediyorsun? İlk grevini yaparken bu kadar ses getireceğini düşünmüş müydün?

Tabii ki böyle bir şey düşünmemiştim. İlk olarak sosyal medyadan bir çağrı yapmayı planladım ve gelen olursa birlikte iklim grevi yaparız diye düşündüm. Çünkü aslında ben grev nasıl yapılır onu bile bilmiyordum. 

Daha sonra beklemediğim bir şey oldu. Ben sosyal medyadan duyurumu yapınca bu duyuru basının ilgisini çekti. Sanırım bunda yaşımın küçük olmasının da etkisi vardı. Grevden 3-4 gün önce Ayşe Arman benimle bir röportaj yapınca daha geniş kitleler grevden haberdar oldu. 15 Mart 2019’daki ilk grevime beklenmedik bir şekilde 700 kadar genç katıldı. Ancak asıl şaşırtıcı olan basın mensuplarının sayısının çok fazla olmasıydı. Bana yöneltilen soruları tek tek cevaplamaya çalıştım ve aslında grevin çok ses getireceğini o zaman anladım. İtalya ve Almanya’dan bile basın mensupları gelmişti. O zaman farkında değildim ama şimdi daha iyi anlıyorum, basın ilgi gösterdiğinde ben daha fazla şey anlatabiliyorum ve her seferinde birkaç kişi daha iklim krizinden haberdar oluyor.

“Biz, ‘iklimi değil sistemi değiştir’ diyoruz.”

Greta Thunberg dünyada iklim grevini ilk kez gerçekleştiren kişi. Dünyada birçok insan Greta’nın ileride siyasetçi olacağını düşünüyor. Tüm iklim aktivistleri için de benzer bir kanı var. Bu doğru mu? Sizi siyaset için mi yetiştiriyorlar? Sence sizin ileride siyasi hayatta yer almanız gerekir mi?

İlk olarak şunu belirtmeliyim ki biz iklim aktivistlerinin yaptığı şey politika ötesi bir şey. İklim krizi korkunç bir gerçek. Ben ilk başlarda geleceğimizle ilgili konuşuyordum ama artık bu krizi bugünlerde yaşadığımızın farkındayım. 

Ayrıca politikacılar çok da sempati duyduğumuz insanlar değil. Çünkü almaları gereken kararları almıyorlar. Biz, “iklimi değil sistemi değiştir” diyoruz. Ekonomi ve siyaset bu sistemin yanlış giden unsurları arasında bence. Üstelik iklim krizinin geri dönülmez bir noktaya gelmesine yalnızca 7 senemiz kaldı. 

Ben gelecekte hukuk okumak istiyorum ama siyaset yapmak değil hak savunmak için. Tüm canlıların haklarını savunabilmek için. Aynı şekilde Greta’nın da siyasete gireceğini hiç düşünmüyorum.

“Çok şanslı bir nesildiniz ama bir o kadar da düşüncesizdiniz.”

atlas sarrafoğlu röportajı

Biz geleceğimiz için endişelenmeden büyüdük. Fakat senin durumun bizden çok farklı. Senden önceki nesiller hakkında ne düşünüyorsun?

Sizler bence çok şanslı bir nesildiniz ama bir o kadar da düşüncesizdiniz. Çünkü bizlere bıraktığınız miras kabul edilir bir şey değil. 

Geleceğimizin yangınlar, seller, kuraklık, açlık ve göçlerle dolu olduğunu biliyoruz. Türler yok oluyor. Amazon Ormanları, mercanlar gibi oksijen üreten büyük ekosistemler yok olmanın eşiğinde. Çok yakında buzullar da tamamen yok olacak. 

Bunları ben söylemiyorum, bilim söylüyor. 13 yaşındayım ve bunları okumak zorunda değilim. Okulumda derslerimden sorumlu olmam gerekiyor. Ama ben bilim insanlarına sorular soruyorum. Uluslararası iklim aktivistleri ile online eğitimler alıyor ve söyleşiler yapıyoruz.

“Ben bunları anlatırken bunu okuyan insanlar hayatlarına olduğu gibi devam edecek.”

Seni daha iyi anlamamız için bize hissettiklerini biraz anlatır mısın? Yaşadığın endişeler neler ve bunlar ne boyutta? 

Nasıl hissettiğimi anlatabilmem gerçekten çok zor. Siz benim yerimde olsanız nasıl hissederdiniz? Bence asıl soru bu. Çünkü ben bunları anlatırken bunu okuyan insanlar hayatlarına olduğu gibi devam edecek. Benim belki de tek anlayamadığım şey de bu. Yani buna sadece bir çevre sorunu olarak bakıp geçmek doğru değil, bu aynı zamanda büyük bir sosyal kriz. 

atlas sarrafoğlu

“İleride tam anlamıyla vegan bir hayat süreceğim.”

Tüm bunları değiştirmek için önce kendimizi değiştirmeliyiz. Fakat birçok insan günlük alışkanlıklarından vazgeçemiyor. Plastiği terk etmek belki de bunlardan en zor olanı. Sen hayatında neleri değiştirdin ve bunları yapmak isteyenlere tavsiyelerin neler?

Plastik dünyanın başına gelmiş en büyük kötülüklerden biri. Ben plastik pipet gibi tek kullanımlık plastikleri hayatımdan çıkardım. Ailem zaten çevre konusunda bilinçli kişiler. Evde karbon ayak izimizin düşük olduğunu düşünüyorum. Çöpümüz çok az çıkar ve geri dönüşüme önem veriyoruz. Bir ara vegan da oldum. İleride tam anlamıyla vegan bir hayat süreceğim.

Tavsiyelerim de bu yönde olabilir. Ancak en önemlisi iklim hakkında okuyup başkalarına da bu konuyu anlatmak. Her ne kadar benimsediğimiz hayat tarzı isteklerimizle uyumlu olmak zorunda olsa da bu gezegen, tek başımıza yapacağımız fedakarlıklarla kurtulmayacak. Fosil yakıtları toprağın altında bırakmamız gerekiyor. Petrol, kömür ve gaz hayatımızda olduğu sürece iklim krizini geri çevirmemiz mümkün değil.

“Çözüm büyümekte değil, küçülmekte.”

Pandemi nedeniyle eve kapandığımız dönemde hava kirliliğinin azaldığı ile ilgili birçok haber gördük. Bunları duyduğunda ne hissettin? Sence insanlar bu yaşananlardan gerekli dersi çıkardılar mı?

Hava kirliliğinin azalmasına çok sevindim ama sürdürülebilir olmadığını da biliyordum. İklim aktivistleri olarak aramızda çok konuşuyoruz. Bilim insanları da bu durumun geçici olacağını söylemişti. Hava kirliliği azalsa da kökten değişimler olmadığı sürece yalnızca kısa süreli mutluluklar yaşarız. 

Koronavirüs’ten kimsenin ders çıkardığını da sanmıyorum. Eğer çıkarmış olsaydı bugün çok daha farklı yaşıyor olurduk. Çözüm büyümekte değil, küçülmekte. Her alanda böyle olmalı ama ekonomistler büyüme üzerine hedefler koymaya devam ediyor. Hala ıslak et pazarları Afrika’da iş yapıyor. Çin’de de ne kadar kapatıldı emin değilim. İnsanlar hala vahşi yaşam ticareti yapmaya ve hayvanların doğal alanlarına girmeye devam ediyorlar. Her şey eskisi gibi yani…

atlas sarrafoğlu röportaj

Peki sence Türkiye’de iklim için hangi kararlar alınmalı ve acil olarak uygulanmalı?

Dünyada 189 ülkenin beş yıl önce imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı meclisinde kabul etmeyen 7 ülkeden biriyiz. Üstelik en önemli kirleticiler arasındayız. Akdeniz’i en fazla kirleten üçüncü ülkeyiz. Tüm bunların üzerine bir de Avrupa’nın plastik çöplerini ithal eden bir ülke olduk. Plastik ve kumaş gibi kullanılmış malzemeleri sanayi ham maddesi olarak ekonomiye dahil edebiliriz ancak bu ithalat, ekonomiye bir geri dönüş sağlayacaksa kabul edilmeli.

Bir de mesela karbon vergisi getirebiliriz. Bu vergi geliri ile temel vatandaşlık geliri dağıtılabilir ve gelir adaletsizliği azaltılabilir. 

“Makinenin keşfi ile sonsuz tüketim başladı.”

Sence biz nerede yanlış yaptık? Zamanda geriye gidip şu olayı değiştirebilseydim böyle olmazdı dediğin bir şey var mı?

Bunu hepimiz biliyoruz aslında. Sanayi devrimi ile insanlar sonsuz kaynaklarımız olduğu fikrine kapılmışlar. 1763’de James Watt’ın buharlı makineyi keşfidir dönüm noktası. Sanayi açısından çok önemli bir buluş olmasına rağmen yıkımın başladığı noktadır. Bunu nasıl farklı yapabilirdim bilmiyorum ama en azından kaynaklarımızın sınırlı olduğunu anlatmaya çalışırdım. Çünkü makinenin keşfi ile sonsuz tüketim başladı.

“İklim değişikliğine inanmayanlar ya cahildir ve bilime inanmıyordur ya da çıkarları vardır.”

İklim değişikliğine inanmayan veya bunu önemsemeyen çok insan var. Sence büyükler neden bu konuyu göz ardı ediyor?

Göz ardı edenler bence alıştıkları rahatlıktan vazgeçmek istemiyorlar. İklim krizi bugün dünyanın dört bir yanında yaşanırken inanmayanların olmasını ise kabul etmiyorum. Onlar ya cahildir ve bilime inanmıyordur ya da aksi durumda çıkarları vardır.

“İklim krizi gelecekte değil, şimdi yaşanıyor.”

Son olarak bize vermek istediğin bir mesaj veya söylemek istediklerin varsa bunları dinlemeyi çok isteriz.

Üzerine basarak söylemek istiyorum, iklim krizi gelecekte değil, şimdi yaşanıyor. Üstelik bu krize en az katkısı olan ülkelerde en ağır şekli ile yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta içinde Nikaragua, Honduras ve Filipinler’de büyük kasırgalar yaşandı. Filipinler’i 1 hafta içinde 3 farklı tayfun vurdu.

Bizim gibi şanslı ve ayrıcalıklı ülkeler ne yazık ki bunun farkına varmadan kaynakları tüketmeye devam ediyor. Kiribati, Tuvalu ve Vanuatu gibi adalar, deniz seviyesinde olduklarından dolayı deniz yükselmesi ile yaşam ve tarım alanlarını, tatlı su kaynaklarını kaybediyorlar. Altıncı yok oluşa kendi ellerimizle taşıyoruz tüm gezegeni. 

Mesajım şu; tüm cevaplar bilimde mevcut. Bilimi dinlediğinizde ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz zaten. Aslında bu kadar kolay.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir